TAŞKÖPRÜ (ancient
Pompeiopolis) is
a town and district of Kastamonu Province in the Black Sea region of
Turkey The town takes its name from the stone bridge constructed in
the 13th century by the Çobanoğlulları on the Gökırmak. The 68 meter span
is supported on seven arches and still carries automobile traffic.
TAŞKÖPRÜ is 42 km from Kastamonu and is noted for its garlic.
BU İLÇEYİ GEZMEDİYSENİZ DÜNYAYI GEZMİŞ
OLAMAZSINIZ
Kiren denilen Tarhana çorbası ile meşhur olan şehir , Atatürk’ün
şapka devrimini yaptığı tarihten
yıllarca önce , 1075 yılları civarında , Bizanslılar’dan
Türk’lere geçmek üzere olduğu günlerden
birine sahne idi. Kaleyi kuşatan askerlerden biri
çok hırslı ve sabırsız görünüyordu. Yaşlı
askerlerden biri sabırsız askere yaklaştı.
“Oğlum nedir bu sabırsızlığın kastın
kime ” diye sorar. Genç asker “ kastım Bizans
beyinin kızı Moni’yedir , beyim ” der. Ve “ Kastım
Moni’ye ” diyerek sözünü tekrarlar .Bu olayın ardından
halk arasında Moni adı dillenir ve “ kastım Moni’ye ” sözü Kastamonu
olur çıkar. astamonu adının bu olaydan geldiğini söyleyenler aslında,
masal ve hikayeye aşk konularını eklemeyi seven Türk insanının hayal ürünü
bir örneği olduğunu belirtmeden edemezler.. Gerçekten Kastamonu adının
nereden geldiği pek bilinmemekle birlikte batı kaynaklı ansiklopedilerden
birine göre şehrin, Bizans imparatorluk hanedanından Komnenoslar tarafından
kurulduğu ve adının da yine bu ailenin kentin bulunduğu alana yaptırdığı
“ kastra komnenin ” ( komneni kalesi ) ‘ den geldiği söylenir.
Bizans döneminde “ kastamon ” adıyla anılan kent bugüne KASTAMONU olarak
kalır. Bu anlatımın bir iddia olduğunu söylemiştik.....İddia
diyoruz zira Hıristiyan Batı Emperyalizmi kasıtlı olarak Anadolu’nun her
kentini Yunanca bir kelimeye bağlamak istediklerinden bu tür yaklaşımı
ansiklopedilerin satırları arasına gizlemişlerdir. Cumhuriyet döneminde
Kastamonu olarak adı Kastamoni’den düzeltilen şehre Müslüman
Araplar Kastamuniye demiştir. Eski çağlarda bu bölgeye yerleşen
Sümerlerin bir kolu olan “ Gas ” lar buraya “ Gasların şehri
“ anlamında “ gastumanna ” adını vermiştir. Burayı ellerine geçiren
Bizanslılar kentin adını “ kastamon ” olarak değiştirmiştir.
Kısaca tarihine değindiğimiz Batı Karadeniz bölgesinin en mütevazı
illerinden biri olan , daha düne kadar bugün İstanbul’a bağlı durumda
bulunan Üsküdar ilçesinin vilayet merkezi olan 37. İlimiz Kastamonu... Bir
tarafı Ilgaz dağlarına dayanan Gökırmak üzerinde ilk yerleşim alanları
kurulan , bir yanı Karadeniz’in hırçın
dalgalarıyla boğuşan Kastamonu ,
bulunduğu alanın engebeli ve işlek Anadolu yollarına göre sapada kalması yüzünden
fazla kalabalık olmayan bir şehrimizdir. Türk ’ lerin eline geçtikten
sonra hiç bir zaman düşman istilasına uğramamış ve ezici çoğunlukta Türk’
lerin yaşadığı bir ilimiz olan Kastamonu, Kurtuluş savaşı öncesi ve
sonrasında Milli Müdafaa çalışmaları sırasında gösterdiği etkin
gayretlerle tarihte kendine büyük bir yer ayırmıştır. Ondokuzuncu asırda
dokumacılık ve dericilik sanayinda çok ileri durumda bulunan Kastamonu
Kurtuluş Savaşı sonrası yıllarda dokumacılığını küçük atelyelere döndürerek
içine kapanmaya başlamıştır. Böylece semt pazar ya da panayırlarında
satabileceği şekilde dokuma ürünleri veren Kastamonu Kurtuluş Savaşı
sırasında gösterdiği olağanüstü çabalarla elinde avucunda neyi varsa askeri
malzemeye dönüştürmüş gerek kendilerinin elde ettiği gerekse İstanbul’dan
gönderilen cephaneleri İnebolu’dan Kastamonu yoluyla kağnılarla ya da
kadınların omuzlarında cephelere taşımışlardır. Yokluktan ve
daha bir çok nedenlerden dolayı sanayisine ağırlık vermeyi bırakan halk başta
İstanbul olmak üzere diğer vilayetlere göç etmeye başlamıştır. Ayrıca, tarihte
en az dokuz kere ortalaması 7 şiddetinde depreme maruz kalmış şehirlerimizden
biridir, Kastamonu...
Kastamonu, orman alanları bakımından zengin bir yöre konumunda olmasına karşın
ekonomisi geniş ölçüde tarıma dayanıyor. Pirinç ve mısır türünün dışında
buğday ve diğer tahıl ürünleri gelir .Devrez vadisi üzerinde yer alan
Tosya ‘nın pirinci dünya kalite standardında yer edinmiş bir ürünüdür.
Şekerpancarı, patates ve sarımsak başlıca ticari ürünler arasında yer alır.
Kastamonu halkının geçim kaynaklarından biri de dokuma ve kenevir bükme el
sanayi gelişmiştir. Evlerin bir çoğunda pamuk ipliği ile çarşaf ve
benzeri pamuklu dokumaların her çeşidi dokunur. Kenevir liflerinden halat,
urgan, sicim ve kınnap yapılır. Her ne kadar geçimini tarıma dayalı
ekonomiye bağlasa da Kastamonu en fazla göç veren şehirlerimizin başında
gelmektedir. Bunun tek sebebi engebeli bir arazi ve geniş orman alanlarıyla
kaplı olmasıdır. Karadeniz kıyısındaki İnebolu limanı ile İç
Anadolu‘ya Kastamonu üzerinden yeni yolların yapılması bir bakıma bu
sapalığı önlemiştir.
Her ne kadar Kastamonu denilince Tosya’nın pirinci, Arac’ın keçisi, Küre’nin
piriti, Taşköprü’nün sarımsağı ya da hepsi bir yana etli ekmek akıllara
geliyorsa da bundan böyle Kastamonu’ya yapılan tersine göçlerin bir
etkisi ile artık Tekstil ürünlerinde de MADE İN KASTAMONU etiketlerini
de görmeye başlayacağız.
Kurtuluş Savaşında verdiği üstün gayretlerden sonra mütevazı yaşamına
dönen Kastamonu 1990 yıllardan sonra yeni bir canlanma içinde görülmeye başlanmıştır.
Yıllarca önce tekstil ürünleri olarak ilk işletme Taşköprü’de bulunan
Taşköprü Kendir fabrikası sayılabilir. Burada urgan,sicim ve kanaviçe gibi
ürünler üreten fabrikanın yanı sıra sayıları 500’e varan dokuma atölyeleri
yer almaktadır. Aslında hiç bir zaman tekstilden uzak kalmayan bir şehir
olan Kastamonu, giderek kayıplara karışan Kastamonu yazmasıyla da
meşhurdur. Bu canlanmanın temelinde yatan yegane sebeplerden biri, Başta
İstanbul olmak üzere değişik yerleşim merkezlerinde birer sanayi yatırımcısı
olan işadamlarının baba ocaklarına olan vefa borçlarının ödenmesi amacı
gelmektedir. Yurdun değişik yerlerinde bulunan veya Kastamonu’dan dışarı
çıkmayan nüfusu sınırlı üretim veren topraktan kurtarıp sanayie döndürmek
isteyen Kastamonulu işadamları kolları sıvamaya başladı. Bu sanayileşme süreci
içinde kurulan Kastamonu Holdingin bugün 500 ortağı bulunurken aralarında
tekstil dünyasından tanınan ancak Kastamonu’lu olmasa bile Kastamonu’yu
seven işadamlarının oluşu dikkate değer bir sayıdadır. UKİ’nin sahibi
Turan Sarıgülle, Kığılı Tekstil’in sahibi Abdullah Kığılı birer örnek
olurken Kastamonu’lu işadamlarından Boyner Holdingin sahibi Cem Boyner
Beymen mağazalarında satılmak üzere Kastamonu’daki el tezgahlarında üretilen
dokumalara yatırım yapmak amacıyla geçen yıl başladığı araştırmalarını
pekiştirmeye başladı bile. Kastamonu Valiliğindan de alınan bilgiye göre
Beymen yetkilileri, 1996 yıllarının yaz aylarında Kastamonu dokuması üzerinde
araştırmalar yapmış ve seri üretim yapılması halinde dokuma
alabileceklerini valiliğe iletmiş bulunuyorlardı. Bunun yanı sıra Boyner
ailesi ata toprakları olan Kastamonu’nun Tosya ilçesinde yoğunlaşacak yatırımlar
yapmak için bir yandan da çalışmalarını sürdürmektedir. Tabii tekstil
sadece bunlarla kalmıyor.Trend Tekstil, Batuhan Tekstil, Öztek Tekstil ve
Ramsey ve kurulma aşamasında bulunan Bisse Gömlekleri Kastamonu’da
faaliyete geçen ya da geçecek olan işletmelerden sadece bir kaçı...Kastamonu
Holding olarak kurulan ve bugün üye sayısı 500’ü geçen kuruluşun başkanı
olan Sudi TOPAL 5000’e yakın kişinin istihdam edileceği düşünülen
tekstil yatırımları için daha şimdiden buralarda çalışacak genç
kesim için şehirde çeşitli kurslar açıldığını belirtmektedir.
KAYNAKLAR
------------------------------------------------------------------ Türkiye
Gazetesi. Yeni Rehber Ansiklopedisi. 1993
HÜRRİYET BUSINESSWEEK . 8 SUBAT 1998
POWER DERGİSİ . OCAK 1998
4 . KONFEKSİYON & TEKNİK . EYLÜL 1996
KONFEKSİYON & TEKNİK . MART 1997