KASTAMONUTAŞKÖPRÜ

SARIMSAK

TAŞKÖPRÜ

POMPEİPOLİS

AKTİVİTELER KÜLTÜR GELENEK GÖRENEKLER ILGAZ

FESTİVAL

NASIL GİDİLİR
TAŞKÖPRÜ (ancient Pompeiopolis) is a town and district of Kastamonu Province in the Black Sea region of Turkey  The town takes its name from the stone bridge constructed in the 13th century by the Çobanoğlulları on the Gökırmak. The 68 meter span is supported on seven arches and still carries automobile traffic. TAŞKÖPRÜ is 42 km from Kastamonu and is noted for its garlic.
BU İLÇEYİ GEZMEDİYSENİZ DÜNYAYI GEZMİŞ OLAMAZSINIZ

TAŞKÖPRÜ KASTAMONU

         EROLKARA SİTELERİ'NİN BİR HİZMETİDİR

İletişim

ANA SAYFA BU SİTE TAŞKÖPRÜ İLÇESİ HAMZA OĞLU KÖYÜ'NDEN BABAM ŞÜKRÜ OĞLU MERHUM HACI YUSUF KARA  ANISINA HAZIRLANMIŞTIR. ALLAH azze ve celleden KENDİSİNE AF VE RAHMET DİLERİM. AMİN
NEDEN BÖYLE BİR SİTE MEKTUPLARINIZ GENEL TANITIM GÖRÜNTÜLER ZİYARETÇİ DEFTERİMİZ AÇILDI MESAJLARINIZI YAZABİLİRSİNİZ
TAŞKÖPRÜ'YÜ BİLİR MİSİNİZ
BATIL İNANÇLAR

BAYRAM ADETLERİ

DÜĞÜN ADETİ

EVLENME GELENEK VE GÖRENEKLERİ

KOCAKARI   İLAÇLARI

BATIL İNANÇLAR

Kastamonu genel olarak yontma taş devrinden günümüze kadar pek çok devletin ve beyliklerin yerleşme şahsı olmuştur. Bu sebeple çeşitli anane ve gelenekler bu güne kadar eski yeniliğini muhafaza ederek gelmişlerdir. Bunlardan bir kaçı: Mavi boncuğun nazara karşı insanları ve eşyaları koruduğu,; Prehistorik devirde başlamış ve Romalılar zamanında revaç bulmuş bir inanç. Şöyle ki; Roma döşeme ve tavanlarını süsleyen mavi rengin hakim olduğu mozaiklerde, bir gözle bunun etrafında toplanmış yırtıcı hayvanlar, gözü deşmeye çalışmaktadırlar ki, bu kem gözdür. Nazar değmesi olarak nitelenen göz değmeğe sebep olmaktadır. Zamanla bu resimler mavi renk boncuk  ortasında bir beyaz şekillenerek günümüzde bile nazarlık olarak kullanılmaktadır.

       Aynı şekilde adaklarda günümüzden 5000 yıl önce Burdur Vilayetinin “Hacılar” bölgesinde başlamış daha sonra da çeşitli değişikliğe uğrayarak bu gün çocuğu olmayanlar, yahut diğer arzuları olanlar için halen kullanıla gelen şekle dönüşmüştür. Bölgede adak kurban etme şeklinde yaygındır. Buna benzer bir çok inanç eski özüne bağlı kalarak devam edip gitmektedir.

       Adak Yerleri;

       Bunlar belki de Kastamonu’nun çok eski bir şehir olması nedeniyle pek çoktur. Bilhassa Musafakıh Mahallesi Gümüşlüce Sokağında Sucaaddin Camii, (Şeyh Şaban Veli. Hz. Pir Sultan) yani şaban-ı Veli Külliyesinde ki, türbe boş kalmayan adak yerlerindendir. Burada dileği olanlar, eğer dua neticesi dilekleri yerine gelecekse vaad de bulunurlar. Daday’ın Ballıdağında ki diğer bir türbe yine çocuğu olmayanlar için her gün adak mahalli olarak ziyaret edilen yerlerdendir

BATIL İNANÇ DEYİMLERİ

 · Âşam oldukdan sôna börtü böcê dokunulmaz.

· Âşamdan sôna eviñ dışında bi yere guşak çezilmez. Çezenle hasda olu.

· Âşamlayın dırnak kesilmez. Şeytanlada dırnakdan nasibini alu.

· Arife günü çocugla yıkanu, yıkanuken başından buğday guyulu buğdayla aşâ gider çocûñ boyu yokarı gider. Boyu uzar.

· Bayguşa daş atanıñ eli golu küt olu.

· Birisiniñ nazarı deyince, onuñ üsdünden bi çul yede iplik alınıp yakılu.

· Bi köyden cenaze çıkınca, yedi mahalle ötesine gadar evlerdeki bakraçlarda bulunan sula dökülü. Çüñkü; onlara Azrail gılıcını sokar.

· Daş oyunu oynanusa başımıza daş yağar.

· Elbiysesini giyilüyken dikdüren kişiniñ aklı da dikilü.

· Gadunla yolda giderken erkeklêñ öğünü kesmez.

· Gece sakız çiynenmez.

· Gece ıslıg çalınmaz. Çüñkü; cinle ıslîñ sesine toplanula.

· Ġöv ġürlerken yere bıçak dikilüse yıldırım düşmez.

· Gün batımından sôna küllükden geçilmez. Geçenle hasda olula.

· İçinde un olmıyan elê sallıyanlarıñ evi fakır olu.

· İçinde çocug olmıyan boş beşik sallanmaz.

· İki bacâñ arasından geçen çocuklâñ boyu uzamaz.

· Üryâda ölü ġörmek, diri ġörmekdü.

· Zabahlayın kalkınca el- yüz yıkanu. Çüñkü; şeytanla geceleyin elleri yüzleri yalarla.

· Saçda bişen ekmêñ ilgini yiyeniñ garısı ölü.

· Sofrada ekmek artû bırakmak günahdu. Artuk, bırakan kişiniñ ardında gezer.

· Üyüyeniñ üsdüne gar yağar.

· Şimşek çakarken ocak başında durulmaz.

· Aş yirken biriniñ elinden gaşuk düşerse o eve misafir gelü.

· Yeñi doğmuş çocug yaluñuz bırakılmaz. Bırakılusa yanına bıçak gonu.

· Yeñi domuş çocukları evden çıkaruken, goynuna bi dilim ekmek gonu.

  

BAYRAM ADETLERİ

Bayramlarda, özellikle köyler eski gelenek ve âdetleri hâlâ korumaktadırlar. İlçe merkezin de ise bu âdetler az da olsa önemini yitirmiştir. Bize bir fikir vermesi bakımından, Taşköprü’nün Bey Köyü’nden derlenen bayram âdetlerini aşağıya aldık. Taşköprü köylerinin genelinde, küçük farklılıklarla birlikte  bu tür âdetler görülür.

 · Ramazan Bayramı: Bayramdan bi gün evel, arife ġünü köyüñ bütün çocugları mezerliğe giderle. Hepsiniñ elinde naylon torba yede bôça vadu. Mezerliğe giden çocukla bi küme olup oturula. Kadunla, evelden hurunda bişidükleri avuç içi gadar güçcük olan ekmekleri getürürle çocuklara dağıdula. Bu güçcük ekmeklere külük dinü. Çocukla mezerliğe giderken külüğe gidelim diye birbirlêne bağırula. Külüğe gitme zamanı öyle namazından sônadu. Köyde, her evden bi kişi mezerliğe gider. Hepsi de ekmek götümez. Herkez gendüne göre  şeker, üzüm, löplöbü, cöğüz, helve, alma, evinde ne varısa götürüp çocuglara dağıdu.

Aynı ġün ikindü namazından sôna, köyüñ adamları da mezerliğe giderle. Herkez gendü mezeriniñ bozuk yerlêni düzeldü., mezerleriñ üsdüne toprak atarla.                                                                        Ondan sôna hocaynan adamla duğa okuyup evlêne giderle.  Gadunla da; evde gora ateş goyarla, ateş üsdünde koku yakıp her odanıñ bacasında tütdürüle. Âşam olunca her evde yağlu ekmek yapılup yinü. O âşam ölüle evlere gelü dirle.

Arife günüñ âşamı her evde yİmek Bişirülü. (pilav, çorba, lahana ve yaprak sarması, incir, üzüm, fasulye, sütlaç, keşkek, vb.) bunla bi kenere gonu.

Zabahlayın, çocuklanan böyükle en gözel elbiselêni giyerle. Bayram namazına gidilü. Namazdan çıkan erkekle yan yana sıra olula. Herkez sıra oldukdan sôna, en öğüde yaşlulardan  bayramlaşmıya başlanu. Burda küs olanla barışdurulu.

Namazdan çıkan adamla gendü evlêne gelüle. Çoluk çocuyunan, hısım akrabasıynan bayramlaşula. Köyün adamları bir küme; kadunları bir küme olup  gomşu köye giderle. Gomşu köylülênen bayramlaşula. Evelden hazırlanan yimekle beraberce yinü.  Bayramıñ ikinci ġünü öteki köydekile bu köye gelip  aynı    hizmetde ağırlanula.

· Kurban Bayramı: Bu bayramdaki âdetle de Ramazan Bayramıynan aynıdu. Yaluñuz; birinci bayram ġünü tekbirinen gurban kesilü. Gurbanıñ ġanı alına sürülü. Gurban etiniñ dörtde biri eviñ  olu; geriye galanı da yedi parçıya ayrılıp fakırlara dağıdulu.

 

Kaynak kişi:
Adı soyadı: Mükerem Topçu.
Doğum yeri ve tarihi: Beyköyü, (1925).
Mesleği: Ev hanımı.
Tahsili: Okuma-yazması yok.
Derleyen: Ahmet Bekdemir.

DÜĞÜN ADETİ

Gız görme:

Gız ġörmiye gidilecek eve haber virilü. Gız ġörmiye gidecek oğlan tarafı gomşulândan da bi gaç kişi alıp gız evine giderle. Giderken de bi dolama (hediye) ġötürülü. Dolamada elişi yazmalarınan (baş örtüsü) datlu (şeker,çukulata) olu.

Gız evi de gelecek misafirle üçün hazırlanu , yimekle yapılu. Gız tarafından gomşula da çağrulu. Misafirle gelü. Gelin olacak gız misafirlare gâve dağudu sôna bi köşede durar. Görücüle (erkek tarafı), gâveleni içerken gızı iyice süzerle. Ġötüdükleri baş örtüsünü gıza virülerse yede gızıñ başına örterlerse gızı beğenmişle dimekdü. Eyer gız tarafı gızlânı vimek isdemezlerse dolamayı hiç açmadan geri yollarla. 

Ev ġörme:

Gız ġörmeniñ garşulû ev ġörmedü. Boġez gız tarafı oğlan tarafınıñ durumlânı ġörmiye gelüle. Oğlan tarafı da hazırlanu; yimekle yapulu, tömüzlük yapulu. Gız tarafına iyi ġörünülmiye çaluşulu. Gız tarafı memnun galusa söz kesme üçün gün alınu.

 

Gız isdeme- Söz kesme- Şelbet içme-Nişan:

Bundan sôna iki tarafda birbirini beğendiyse galan sıra söz kesmiye gelü. Oğlan tarafınıñ böyükleri köylênden bi gaç tenede uslu alıp gız isdemiye giderle.  Gız tarafı, gelen misafirlere çay  gâve ikram ider. Gızı isdiyecek kişi söze başlar: “Allah’ıñ emri peygamberimiziñ gavliynen  gızınız ........ oğlumuz .......... istiyoz” dir. Bundan sôna gız tarafı hemen bi cevap vimez. Bi düşünelim, gısmetise olu dirle. Bundan sôna söz alunusa şerbet içilü. Şelbet içme gonu gomşu herkeze haber virilü. Şelbet öyle namazından sôna içilü. Namazın bitdükden sôna imam, gızınan oğlanıñ arasında Allah rızasu üçün sözü kesmiş olu. Şelbet içme bazıkire gızınan oğlan evinde de olu. Oğlan eviniñ şelbeti ıccak olu: “Gelin, eve ısınsın diye”. Gız eviniñ şelbeti soğuk olu: “Gız, evinden soğusun diye”.

 Bundan sôna nişan dakulu; nişan dakuldukdan sôna arada bi bayram varısa, oğlan tarafı gız tarafına bayramlık ġötürü. Gurban bayramıysa gurbanlık ġötürü. 

Ceyiz kesme:

Şelbet içmeden sôna, geline alınacak eşyalânan, damadınan geliniñ yakınlarına alınacak dürüle üçün beraberce çarşuya gidülü. Alınacak eşyâla alınu. Bunlarıñ parasını oğlan tarafı virü. Bunuñ üçün bazıkiren ânaşmazlık da olu.

 Dâ sôna duğün ġününü gararlaşdurula. Duğüne gelecekle okunu (davet edilir). Okunmuyanla duğüne gitmez. Bundan sôna oğlan tarafı gız tarafına masrafla üçün erzak yollar.

Ceyiz alma:

Çarşamba ġünü gız tarafı, oğlan eviniñ gelin üçün aldû eşyaları almıya gelüle. Gız tarafı, dabanca tüfek ata ata oğlan tarafına gel

 

Kaynak kişiler:

Adı soyadı: Münire Bekdemir.                 Adı soyadı: Satiye Aksu.
Doğum y. ve t.: Mastalar Köyü.(1936).   Doğum y. ve t.: Beyköyü-İkipınar M.(1925)
Mesleği: Ev hanımı.                                 Mesleği: Ev hanımı.
Tahsili: Okuma-yazması yok.                  Tahsili: İlkokul mezunu.
Derleyen: Ahmet Bekdemir.                    Derleyen: Ahmet Bekdemir.

Evlenme Gelenek ve Görenekleri

Düğünler konusunda Kastamonu ve çevresi, eski örf ve adetlere küçük değişimlerle bağlıdır. Köylerde evlenmeler birbirini görmeden tanımadan yapıldığı halde, şehir merkezlerinde her geçen gün değişerek düğün törenleri sade bir şekil almıştır. Son senelerde gelin ve damadın birbirini geriden görme imkanları sağlanmakta, evlenme konusunda fikir alma cihetine gidilmektedir.

       Evlenme çağına gelen erkeğin aile büyüğü olan baba daha çok kendi beğendiği kızı oğluna ister. Kızı evvelden bilmeyen erkeğin annesi ve komşular görücülüğe giderler. Gelinlik kız misafirlere hizmet ederken görücüler kızın tavır ve hareketleriyle boyuna bosuna, endamına ve güzelliğine dikkatle bakarlar. Görücüler beraberinde çörek, şeker ve kızın başını örtmek için oyalı yazma götürürler. Eğer kız ailesi görücüye gelenleri beğenmiş, kızlarını vermeyi düşünmüşlerse, haberleri olmadan bohçalarına hediyeler koyarlar. Daha sonra çevrenin tanınmış kişileri kız sahibi babaya dünür giderler. Gidenler kızı isterler. Kızı vermeye rıza gösterirlerse köyler ve kasabalarda hatta şehirlerde kız ve oğlan tarafının komşuları toplanarak dini görevliye dua yaptırarak şerbet içilir ve şeker dağıtılır. Sonra da yüzüklerle giyim kuşam eşyası gönderilerek nişan takılmış olur. Köylerde ve küçük kasabalarda kız başına başlık tabir edilen 1000 ila 10000 TL arasında para ödenmektedir.

       Bir müddet sonra düğün işi kararlaştırılır. Düğün haftasının Çarşamba Günü geline kına yakılır. Gece de “ Gece Kınası” adı altında kadınlar kız evinde çeşitli eğlenceler yaparlar. Aynı gün damat evinde yemek verilir, gece de eğlenceler devam eder. Köylerde bu günlerde güreşler tertiplenir. Perşembe günü yine gelin süslenir ve yüzüne duvak denilen bir perde örtülür. Oğlan tarafının durumuna göre At, araba ve ya otobüsle gelin almaya giderler. Buna “Hak” denir. Hakcı gelini akşama yakın damat evine götürü. Gelin almaya güvey katılmaz. Bu arada bölgenin imamı dini nikah kıyar. Ancak bu gizli yapılır. Kız ve damadın vekilleri vasıtasıyla nikah kıyılır. Akşam yemeğinden sonra yatsı namazına camiye gidilir. Naamz bittikten sonra damatla sağdıç (Dama da evlilik hakkında akıl veren arkadaşı) kol kola arkada imam dini ilahiler okuyarak evin önüne kadar gelinir. Burada dua edilir. Damat birkaç kişinin elini öptükten sonra can havliyle merdivenlerden yukarı fırlar; buna sebep arkadaşları tarafından adeti veçhile mevsimine göre damadı fazla oyalamak için ya çürük yumurta yahut domates ve ya şeftali atılmasıdır.

       Gerdeği mütakip sabahleyin “semet” hazırlıkları başlar, öğleden sonra da gelin görme toplantısı yapılır. Düğünden bir hafta sonra gelin, damat ve yakınları kız babası tarafından yemek ziyafetine davet edilir. Bundan bir müddet sonra aynı şekilde oğlanın babası kız tarafının yakınlarını ziyafete davet ederek akrabalığın sağlamlığı ve devamı için konuşmalar yapılır.

       Kastamonu ve çevresinde mahalli düğün eğlenceleri halen devam etmektedir. Bunlar bazı yerlerde at koşuları, nişan atma yarışları, güreşlerle birlikte 3-4 davul zurna çalındığıda vakidir.

       Kastamonu’da gelin alma değişleri;

 

Geldik kırışa kırışa,
Saydık altunu kuruşa,
A bizim hanım düğürşü,
Verin gelini gidelim,
Eylemeyin bizi gidelim.

Gelin hanım iyice dinle,
Pek söylersen maşa sensin,
Yad söylersen köşe sensin,
Verin gelini gidelim,
Eylemeyin bizi gidelim.

Dağdan keserler ardıcı
Hani bu kızın sağdıcı
Kızım kınan kutlu olsun
Düğünün mübarek olsun

Güvey bey bahçede gezer,
Başına güller dizer,
Oğlumuz kızınızdan güzel,
Verin gelini gidelim,
Eylemeyin bizi gidelim.

Hakcılar tepeden aştı,
Gelin hanımın aklı şaştı,
Verin gelini gidelim,
Eylemeyin bizi gidelim.

Bismillah deyip karın kınayı,
Çağırın gelsin garip anayı,
Kızım kınan kutlu olsun
Düğünün mübarek olsun…

KOCAKARI   İLAÇLARI

Etki ve Kullanılış : Eski çağlardan beri bilinen ve kullanılan bir drog’dur. Orta çağda özellikle salgın hastalıklar (kolera, veba gibi) ile mücadelede kullanılmıştır. Antiseptik, idrar artırıcı, safra salgılarını artırıcı, solucan düşürücü (özellikle askarit ve oksiyürlere karşı), iştah açıcı, tansiyon (kan basıncı) ve kolesterol düşürücü, kanı sulandırıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkilere sahiptir. Antiseptik (mikrop öldürücü) etki taşıdığı allicin’den ileri gelmektedir. Antiseptik ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi; tarihçi Herodot’a göre eski Mısırlılar tarafından da bilinmekteydi. Çünkü Mısırlılar piramitlerin yapımında çalıştırdıkları işçilere her öğün sarımsak, soğan ve turp yediriyorlardı. II. Dünya savaşı sırasında, yaralandıkları zaman yaralarının mikrop kapmasını önlemek için, ezerek yaranın üzerine konmak üzere Rus askerlerine sarımsak verilmiştir.

Kullanılış şekli : Kurt veya solucan düşürücü olarak, kabuğu soyulmuş olan bir sarımsak dişi bir ekmek kabuğu parçasına kuvvetle sürülür ve çıkan esansı emmiş olan ekmek parçası yenilir. Aynı amaç için sarımsak şurubu da kullanılmaktadır. 100 gr parçalanmış sarımsak, 200 gr su ve 200 gr şeker ile 1 gün bekletildikten sonra iyice karıştırılıp süzülür. Elde edilen şuruptan günde 2-3 yemek kaşığı içilir. Haricen yara iyi edici olarak, taze sarımsak lapa halinde yara üzerine konur. Aynı amaç için sarımsak usaresi de kullanılabilir. Usare hazırlamak için bir miktar sarımsak havanda ezilir, sıkılarak alınan usarenin 1 gr miktarı 10 gr su ile sulandırılır ve bu karışımın içine, usarenin bozulmasını önlemek için, 10 damla kadar etil alkol konur. Bu usare haricen bilhassa saç hastalıklarının (saçkıran vs.) tedavisinde saçlı deri kısmına sürülür. Tansiyon düşürücü olarak 10 gr sarımsak başı ezilir, üzerine 10 gr etil alkol konur, karışım 1 gün bekletildikten sonra ince bir bez veya süzgeçle süzülür. Elde edilen özsudan günde 3 defa 15-30 damla alınır.

    Sarımsağın, mide ve bağırsakları güçlendirici, mikropları ve virüsleri yok edici etkisi oldukça önemlidir. Öncelikle bacak, göz arkası ve beyin damarları olmak üzere, tüm damarları genişleterek, daha iyi beslenmelerini ve böylece, hızlı yaşlanmamalarını sağlar. Aynı zamanda tüksek kan basıncını (hiper tansiyon) başarıyla düşürür, kolesterol düzeyini normalleştirir ve damar iltihabı (tromboz-tromboflebit ) oluşumunu önler. Sarımsak, organizmayı ve bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıklara karşı korur.

    Sarımsak doğrudan yenerek, salata ve yemeklere karıştırılarak veya sütle içilerek, sarımsak tentürü yapılarak, kokulu veya kokusuz sarımsak tabletleri halinde kullanılabilir.

    Eğer yendikten sonra rahatsız edici bir koku oluşturmasaydı, kuşkusuz çok daha yaygın biçimde tüketilirdi. Ama onun değerli gücünden yararlanabilmek için büyük miktarlarda tüketmek gerekmez . Beklenen etki, gün boyunca 3-4 diş sarımsak yenerek sağlanabilir. Ayrıca koku problemi olmayan sarımsak tabletleri ve tentürü de aynı işi rahatlıkla görebilir. Önemli olan, aşırıya kaçmamak şartıyla kullanımdaki sürekliliktir.

  Kronik bronşit, sindirim problemleri, romatizma, kas ve organ ağrıları ve yüksek kan basıncı (tansiyon) öncelikli kullanım alanlarıdır. Ama erken yaşlanmaya karşı uygulanan bir tentür kürü de çok olumlu sonuçlar verir. En zaından 5-6 ay sürecek olan bu kür sırasında, sabah ve öğlen saatlerinde 10-15 damla D6 inceltisi, yarım yemek kaşığı ılık suya eklenerek alınır. Böylece kişi ileri yaşlara kadar sağlıklı ve hareketli kalabilir. Et yemeyi seven, fazla kilolu, gaz şişkinliği çeken yaşlı kişileri hızlı çöküntülerden korumak için de, uzunca bir süre, sabah ve öğlen saatlerinde 10-15 damla D3 inceltisini yarım yemek kaşığı ılık suya ekleyerek kullanmaları önerilir.